Önceki Yazı
Sonraki Yazı
kadın

Kadına yönelik cinsel istismar, tecavüz ve buna bağlı olarak cinayet, tüm dünyanın ortak sorunu.

Türkiye’de son beş yılda 1493 kadın ve çocuk öldurüldü,
585 kadın ve kız çocuğuna tecavüz edildi,
1068 kadın yaralandı,
644 kadın ve kız çocuğuna cinsel tacizde bulunuldu.
Tabi bunlar sadece kayıtlara geçenler.
Sadece 2014 yılında Tecavüz mağdurlarının yüzde 32,11’ini çocuklar oluşturdu,
12-17 yaş arası 35 kız çocuğu tecavüze uğradı.
Tecavüze uğrayanların yüzde 50’si 18 yaş altında ve bunlardan yüzde 10’u erkek çocuk.
Cinsel saldırganların yüzde 75’i tanıdık biri.
Son 5 yılda, 100 binin üzerinde kadın cinsel saldırıyla yüzleşti, bu kadınların yüzde 40’ı hiç şikâyetçi olmadı, yani 40 bin kadın sessiz kaldı.
Bu tablo her sene ortalama 10 bin kadının taciz veya tecavüze uğradığını göstermekte.
Bu sayılar sadece adli mercilere yansımış olanlardır.
Bir de kayıplar var…
Şu anda Türkiye’de 6500 kişi kayıp.
Bunların 4500 kişisini, yani yüzde 70’ini çocuk ve kadınlar oluşturuyor.
Bunların ne kadarının taciz ,tecavüz veya cinayet  mağduru olduğunu ise bilemiyoruz.
Özgecanımızın katilleri de eğer jandarmamızın dikkati sonucu bulunmasaydı, Özgecan da kayıplar arasında yerini alacaktı.
Onun katilleri de aramızda insan maskesiyle dolaşmaya devam edecek,  hatta belki de Özgecanın katli protestolarına katılarak ‘Bulun o katilleri, bulun o şerefsizleri’ diye bağıracaktı.

Şimdi size çok hassas bir soru soruyoruz…
Çevrenizde bu tip olaylara şahit olduğunuzda, sessiz mi kalıyorsunuz, yoksa insanlığınıza yakışır bir tepki gösteriyor musunuz?
Hatırlayın 2011 yılında , yılbaşı kutlamaları esnasında taksim meydanında yaşananları.
3 Turist kadın, 3-5 kendini bilmez sapığın salyaları akarak tacizine uğrarken binlerce insan seyirci kalmadı mı?
Bu ve bunun gibi yüzlerce örnek yaşanırken,  biz başımızı başka bir tarafa çevirdik.
Ve belki de bizim kızlarımız bunları yaşarken, başkaları başlarını öte tarafa çevirecek.
Hep annelerimiz babalarımız bize öğüt vermez mi;
‘Evladım bir olay görürsen hemen oradan uzaklaş, hiç bir şeye karışma’ diye…
İşte bu öğütlerden dolayı değil midir, sokak ortasında eşini 15 yerinden bıçaklayan adama kimse ‘dur kardeşim napıyorsun’ demiyor ve uzaktan seyrediyor.
Unutmayın, kimsenin alnında sapık yazmıyor…
Yukarıdaki hatırlattığımız  iki olayda bahsi geçen  profillere bakın.
Bunlar dışardan bakılınca sıradan insanalar, çoğunun bir sabıka kaydı dahi yok.
Tam bir utanç tablosu…
Bu tablo, daha küçük yaştan itibaren erkek çocuğunun kız arkadaş sayısıyla gurur duyan,
, daha aklı yeni yeni başına gelmek üzereyken ‘ Göster bakayım amcana’ diyerek onların gurur duymaları gereken parçalarının cinsel organları olduğunu kafalarına kazıyan,  kız çocuğunun erkek arakadaşı olduğunu öğrendiğinde ise ona namusunu şerefini kaybetmiş muamelesi yapan bizlerin eseri.
Peki sadece bizler mi suçluyuz?
Gazetelerin en çok okunan sayfalarına çıplak kadın resimleri basan, internette haberlerini pornografiyle satan, ‘Böyle iğrenç taciz görülmedi’ derken haberi pornografik resimlerle okutmaya çalışnaların hiç mi suçu yok?
Bu haberleri okuaynların, fotoğrafları görenlerin arasında ruhsal dengesi ileri derecede bozuk olanların bulunabileceği, sonucunda da içlerindeki canavarın tetiklenebileceği hiç mi düşünülmüyor?
Televizyon dizilerinin en çok izlenen anlarının cinsellikte sınır tanımayan sahneler olduğunu rakamlar gösteriyor. Film ve dizilerdeki tecavüz sahnelerinin, dengesi bozulmuş ruhlara çağrışım yaptırabileceği ihtimali neden göz önünde bulundurulmuyor?
Kendimizi kandırmayalım.
Erkek çocuklarımızı sevgisiz, kız çocuklarımızı güvensiz ve ikinci sınıf insan muamelesiyle yetiştiren biziz.
Kadınlarımıza saygı duymuyor ve onlara sadece bir meta olarak bakan nesiller yetiştiriyoruz.
Bir de tecavüz ve tecavüzle birlikte cinayet işleyenlerin durumuna bakalım:
Tacizci ve tecavüzcüler, yaptıklarının bir sır olarak kalacağını mı düşünüyorlar?
İçlerinde insan sevgisi Allah korkusu hiç mi yok?
İnandıkları hiç mi kutsal bir şey yok?
Kurbanlarına  tecavüz ettikten sonra bunun cezasını onlar ölse bile, ailelerinin, çocuklarının, anne ve babalarının çekeceğini hiç mi düşünmüyorlar?
Sizce elini Özgecan’ın kanına bulayan o kişilerin aileleri şimdi ne yapıyorlar?
Nasıl bir utanç ve perişanlık içindeler?
Toplum içinde bundan sonra nasıl ve hangi yüzle yer alacaklar?
Çocukları nasıl okula gidecekler, arkadaşlarının karşısında başları dik nasıl gezebilecekler?
Tek bir kişinin sebep olduğu bu utancı ömürleri boyunca omuzlarında nasıl taşıyacaklar?

İşte katil zanlısının annesinin söyledikleri;

– Ailenin acısını, kendi acımı ben anlatamıyorum, hiç bir zaman anlatamam. Onların bir acısı varsa benim bin acım var. İsterim yanlarına gitmek, elinden ayağından öperim o ananın babanın. Bende anayım çünkü. Bana hiç kimse gelip sormadı; “Sen ana değil misin” diye. Beni dışarı çıkartmadılar. Hiç kimseye birşeyimi söyleyemedim ben. Hiç bir çocuk ne katil doğar, ne hırsız doğar, ne terörist doğar. Herkes melek doğar. Ama onu bu hale getiren bir sürü etkenler var. Ben anayım; benimde evladım var, benimde kızım var. Ben kızımın başına böyle birşey gelmesini ister miyim? Asla! Hiç bir ana dilemez. 

ve işte aynı katil zanlısının amcasının ifadeleri;

– Yazık, esas böylelerine otobüs, toplu taşıma araçlarında görev yapmalarını yasaklamaları lazım. Her şoförü muayeneden geçirmeleri lazım. Zaten yüzünden belli. Başında koskocaman yara izi var,  beyni parçalanmış bir çocuk. Askerlik yapmamış. Bunu nasıl koskoca otobüse veriyorlar. Bunların müdürlerininde suçu var. Başka diyecek birşey yok, üzgünüz. Zaten görüşmüyorduk, bu soyadını taşımaktan da utanıyoruz artık.

Şimdi size soruyoruz:
O halde kadın kimdir? Siz düşüne durun biz  cevap verelim…
Kadın, ananızdır…
Kadın, kardeşinizdir…
Kadın ablanızdır….
Kadın, nenenizdir…
Kadın sizi sevendir…
Kadın nişanlınızdır…
Kadsın, eşinizdir…
Kadın öğretmeninizdir…
Kadın, sizi doğurandır…
Kadın, Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimizin  veda hutbesinde de vurguladığı gibi, Allahın bize emanetidir.
Ünlü Ozanımız Neşet Ertaş’ın da söylediği gibi, ‘Kadın insandır, erkek insanoğludur’
Ailenizin dışındaki kadınların da bu kadınlardan hiç bir farkı yoktur.
Son olarak da şunu söylemek zorundayız.
Özellikle sosyal medyada tepkilerimizi dile getirirken, ciddiyet, sağduyu ve samimiyet noktasından uzaklaşmamak adına kışkırtıcı ve ayakları yere basmayan söylemler yerine, bu olayla ilgili uyarıcı, bilgi veren, bilinçlendiren ve acılarımızı paylaşan mesajlar verelim. Şiddetle, istismarla, ayrımcılıkla mücadele etmeye çalışırken eğitimi, vicdanı ve yaşama hakkını savunalım.
Son sözü ise, bu konuda hepimizden fazla söz hakkı olan Özgecanımızın babasına bırakalım. O, bize ne yapmamız gerektiğini en güzel şekliyle söylüyor. Ve bize büyük bir insanlık dersi veriyor!
‘Memleketimizin hatta dünyanın aslında öncelikle barışa ve sevgiye ihtiyacı var. Ben öncelikle kendim için şunu söyleyeyim; ben günahkarların günahkarı, fakirlerin fakiri, acizlerin acizi bir garibim. Başka söyleyecek bir şey yok. Rabbim; özel yaratmış, güzel yaratmış, çok sevdi yanına aldı. Bu memlekette artık ikilik olmasın. Vahim olayı yapan insanlara da zulüm edilmesin. Adaletin karşısına çıkıp cezalarını çeksinler fakat Allah onların analarına babalarına da yardımcı olsun. Sevmekten başka bir çıkar yolumuz yok. İnsanlar artık barıştayken teslim olmaları gerekiyor. Savaş çıktıktan sonra kıymeti yok. Teslim olursak içimizdeki bütün güzellikler ortaya çıkacak. Sonunda nefsimiz kazanacak ve analar babalar ağlayacak. Meleklerin kafaları koparılacak, meleklerin çığlıklarını kimse duymayacak. Duyduğumuz kulaklarımızın, gördüğümüz gözlerimizin aslında bir anlamı yok. Memlekette herkes birşey söylüyor, biz ne o cuyuz ne bu cuyuz. Şanı yücelerden yüce olan Türk Milleti’nin bir ferdiyim, bir evladıyım. Allah devletimize zeval vermesin. Güzel gönüllere sahip olan bu milletten Allah razı olsun. Biz fakirleri onurlandırdınız. Devlet büyüklerim teker teker hepsi aradı, baş sağlığında bulundu. Hepsine ayrı ayrı şükranlarımı minnetimi bildirmek istiyorum. Ben çok akıllı bir insan değilim. Fakat naçizane biraz dilimin döndüğünce aklımın erdiğince Kur’an okurum. Ben milletimizden çok şey bilmem ama Mâun Sûresini, Al’i İmran Sûresinin 103. ayetini ve Asr Sûresini okumalarını tavsiye ediyorum. Bu ayetler bana göre çok önemli. Doğru yolu bulmak, doğru yolu seçmek, yürümek çok zor. Malum dünya geçimini sürdürmek için çalışıyoruz. Gözümüz körleşiyor, kulaklarımız sağırlaşıyor. Bütün dünyada Şahmaran’ın yavruları kol geziyor. Benim meleğimin kanadını kopardılar, yarın sizin meleğinizin kanadını koparmaya da gelecekler. Herkes kalbindeki sesi iyi dinlesin. ‘

YuzukNET ; gönül vermiş , ilerisi için uğraşan, çabalayan , emek veren insanların oluşturduğu ekip ve kazanma azmiyle bir yerlere gelmiş, adını IRC Sunucu alemindeki herkeze duyurmuş bir topluluktur. YuzukNET herzaman en iyiyi arayan ve bulan , yeniliklerin yüzü olarak anılmaya devam edecek bir gerçekliktir. YuzukNET kendi işini kendi çözen , bağımsız bir oluşumdur.

Bu zamana kadar yapılan yorum sayısı : (4 Yorum)

Yazı hakkında görüşleriniz